İSTANBUL- Tek-İş Sendikası Genel Başkanı Okan Korkmaz, kamu kurum ve kuruluşlarında bazı kamu görevlilerinin kanun ve mevzuatı keyfî şekilde uyguladığı, “Kanun öyle diyor, ben böyle yaparım” anlayışıyla işlem tesis ettiği ve çalışanların hukuki süreçlere başvurmak zorunda kaldığı iddialarını kamuoyuyla paylaştı.
Korkmaz, özellikle çalışanların görev yeri değişikliği, nakil ve benzeri idari işlemlerle karşı karşıya kaldığı durumlarda, “Canım istedi, sürgün ettim” anlayışıyla hareket edilmesinin hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmadığını belirterek, keyfî işlemlerin çalışanlar açısından mağduriyetlere, kamu kurumları açısından ise hukuki ve mali sonuçlara yol açabildiğine dikkati çekti.
“Kanun öyle diyor, ben böyle uygularım” anlayışı eleştirildi
Kamu görevlilerinin görev ve yetkilerini kullanırken Anayasa, kanunlar, yönetmelikler ve yargı kararlarıyla bağlı olduğunu vurgulayan Korkmaz, mevzuatın kişisel yorum ve tercihlere göre uygulanamayacağını söyledi.
Korkmaz, “Bir kamu görevlisi ‘Kanun öyle diyor, ben böyle yaparım’ diyerek mevzuatı kendi yorumuna göre uygulayamaz. Kanunların nasıl uygulanacağı, hukukun genel ilkeleri, Anayasa, ilgili mevzuat ve yargı kararları çerçevesinde belirlenir. ‘Canım istedi, sürgün ettim’ anlayışıyla kamu görevi yürütülemez.” ifadelerini kullandı.
Kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken ölçülülük, eşitlik, tarafsızlık ve hukuka uygunluk ilkelerine uyması gerektiğini belirten Korkmaz, çalışanların haklarını ihlal eden işlemlerin hukuki süreçlere taşınabildiğini ve yargı kararları sonrasında kamu kurumlarının mali yükümlülüklerle karşı karşıya kalabildiğini söyledi.
“Keyfî işlem, hukuki süreci ve kamu zararını beraberinde getirebilir”
Korkmaz, hukuka aykırı olduğu iddia edilen bir idari işlem nedeniyle çalışanın dava açmak zorunda kalması, yargı kararı sonucunda çalışana ödeme yapılması veya başka mali yükümlülüklerin ortaya çıkması halinde kamu zararının gündeme gelebileceğini ifade etti.
Korkmaz, “Bir kamu görevlisinin keyfî veya hukuka aykırı işlemi nedeniyle çalışan dava açmak zorunda kalıyorsa, mahkeme sonucunda kamu bütçesinden ödeme yapılıyorsa, burada sadece çalışanın yaşadığı mağduriyeti konuşmamak gerekir. İşlemin nasıl tesis edildiği, yetkinin hukuka uygun kullanılıp kullanılmadığı ve kamu zararının doğup doğmadığı da araştırılmalıdır.” dedi.
“Kamu zararını sorgulamak neden rahatsızlık veriyor?”
Kamu kurumlarında hukuka aykırı olduğu değerlendirilen işlemlerin ilgili makamlara bildirilmesi sonrasında bazı kişiler tarafından “Siz niye düşünüyorsunuz, devlet düşünsün” şeklinde tepki gösterildiğini belirten Korkmaz, bu yaklaşımı eleştirdi.
Korkmaz, “Bizim karşılaştığımız tablo şu: Bir işlem yapılıyor, çalışan mağdur oluyor, hukuki süreç başlıyor. Yargı süreci sonunda kamu bütçesinden ödeme yapılması gündeme gelebiliyor. Kamu zararının oluşup oluşmadığını sorguladığınızda ise ‘Siz niye düşünüyorsunuz, devlet düşünsün’ deniliyor. Peki devletin bütçesi kimin parasıdır? Devletin bütçesi milletin vergileriyle oluşmaktadır.” diye konuştu.
Anayasa Mahkemesi kararına dikkat çekti
Korkmaz, kamu kurumlarında çalışan işçilere yapılan bazı ödemelerin ilgili kamu görevlilerine hiçbir şekilde rücu edilemeyeceğini öngören düzenlemenin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiğini hatırlattı.
Anayasa Mahkemesi'nin E.2018/96, K.2023/222 sayılı kararıyla, kamu kurum ve kuruluşlarında istihdam edilen işçilere 4857 sayılı İş Kanunu'nun 21'inci maddesi uyarınca yapılan ödemelerin rücu edilemeyeceğine ilişkin düzenlemenin iptal edildiğini belirten Korkmaz, kararın 17 Nisan 2024 tarihli ve 32520 sayılı Resmî Gazete'de yayımlandığını ifade etti.
Korkmaz, söz konusu kararın kamu görevlilerinin gerçekleştirdiği işlemlerin sonuçlarının ve kamu kaynakları üzerindeki etkilerinin değerlendirilmesi bakımından önem taşıdığını savundu.
“TBMM kamu zararını azaltmaya çalışırken...”
Her yıl TBMM'de bütçe görüşmeleri yapıldığını ve kamu kaynaklarının nasıl daha etkin kullanılacağının tartışıldığını belirten Korkmaz, kamu zararlarının azaltılmasının devlet yönetiminin temel konularından biri olduğunu söyledi.
Korkmaz, “TBMM'de her yıl bütçe görüşmeleri yapılıyor. Gelirler nasıl artırılır, giderler nasıl azaltılır, kamu zararı nasıl en aza indirilir diye çalışmalar yapılıyor. Ancak bazı kamu görevlilerinin kamu zararına ilişkin bir işlem bildirildiğinde ‘Siz niye düşünüyorsunuz, devlet düşünsün’ demesi düşündürücü ve manidardır.” ifadelerini kullandı.
“İşçi, memur ve esnaf enflasyon karşısında ezilirken...”
Yüksek enflasyon nedeniyle işçi, memur ve esnafın ekonomik zorluklarla mücadele ettiğini belirten Korkmaz, kamu kaynaklarının korunmasının her zamankinden daha önemli olduğunu söyledi.
Korkmaz, “İşçi, memur ve esnaf biraz daha zam beklerken, yüksek enflasyon karşısında geçim mücadelesi verirken, kamu kaynaklarının keyfî işlemler nedeniyle zarara uğratılması kabul edilemez. Kamu kaynaklarının her kuruşu milletin vergileriyle oluşmaktadır.” dedi.
“Özellikle Gençlik ve Spor Bakanlığına çağrı”
Korkmaz, özellikle Gençlik ve Spor Bakanlığı başta olmak üzere tüm kamu kurum ve kuruluşlarına çağrıda bulunarak, çalışanların mağduriyetine yol açtığı iddia edilen işlemlerin ve bu işlemler nedeniyle ortaya çıkabilecek kamu zararlarının incelenmesini istedi.
Korkmaz, “Kamu görevlileri ‘Ben yaptım oldu’ anlayışıyla hareket edemez. ‘Canım istedi, sürgün ettim’ denilemez. ‘Kanun öyle diyor, ben böyle uygularım’ denilemez. Her işlem Anayasa'ya, kanunlara, ilgili mevzuata, kamu yararına ve hizmet gereklerine uygun olmak zorundadır.” diye konuştu.