İSTANBUL — TEK-İŞ Sendikası Genel Merkezi, Gençlik ve Spor Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğünde sendikal ayrımcılık, sendika yöneticilerine yönelik işten çıkarma, görevlendirme, ücret kesme ve sendikal faaliyetleri engelleme iddialarına ilişkin kapsamlı bir açıklama yaptı.
TEK-İŞ Sendikası Genel Merkezi tarafından yapılan açıklamada, Personel Genel Müdürlüğünde Toleyis Sendikası dışındaki sendikalara yönelik ayrımcılık uygulandığı ve işçilerin demokratik sendika seçme hakkının keyfî uygulamalarla engellendiğinin ileri sürüldüğü belirtildi.
Tüm Bakanlıklarda tüm sendikalara karşı eşitlik ve tarafsızlık ilkesinin uygulandığı Gençlik ve Spor Bakanlığında ise uzun yıllardır tek bir sendikanın desteklendiği diğer sendikaların engellediği yönündeki iddiaların araştırılması çağrısında bulundu.
Açıklamada, söz konusu uygulamaların işçilerin sendikal hak ve özgürlükleri bakımından ciddi soru işaretleri oluşturduğu belirtilerek, ILO'nun 87 ve 98 No'lu sözleşmeleri ile Anayasa'nın 51. maddesine dikkat çekildi.
“2 YÖNETİCİ İŞTEN ÇIKARILDI, 5 YÖNETİCİ VE TEMSİLCİYE CEZA UYGULANDI”
TEK-İŞ Genel Merkezi, 2 yöneticinin keyfî nedenlerle işten çıkarıldığını, 5 yönetici ve temsilciye ise sendikal faaliyetleri nedeniyle cezai mahiyette olduğu ileri sürülen sürgün ve ücret kesme cezaları uygulandığını iddia etti.
Açıklamada ayrıca, 11 yönetici ve üyenin geriye dönük toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan ücretlerinin ödenmediği ileri sürülerek, söz konusu uygulamanın diğer işçiler üzerinde korku oluşturmak amacıyla gerçekleştirildiği iddia edildi.
ÖMER POLAT VE ADEM ÖZSOY DOSYALARINA DİKKAT ÇEKİLDİ.
TEK-İŞ Sendikası, 7 Temmuz 2025 tarihinde Marmara Şube Başkanı Ömer Polat hakkında cezai mahiyette görevlendirme işlemi tesis edildiğini ve görevlendirmenin kabul edilmemesi üzerine Polat'ın yaklaşık 15 gün boyunca iş yeri kapısında mesaisini tamamlamak zorunda bırakıldığını belirtti.
Sendika, 7 Temmuz 2026 tarihinde ise Kurucu Genel Başkan Yardımcısı Adem Özsoy hakkında benzer nitelikte bir görevlendirme yapılmak istendiğini ileri sürdü.
Açıklamada, Avcılar Cerrahpaşa Yurt Müdürlüğüne yapılmak istenen görevlendirmenin kabul edilmemesi üzerine, iki yıldır kullandırılmadığı ileri sürülen yıllık izinlerin kullandırılmasının görevlendirmenin kabul edilmesi şartına bağlandığı iddia edildi.
“AVCILAR'DA PERSONEL İHTİYACI VAR DENİLDİ, YERİNE 2 PERSONEL VERİLDİ”
TEK-İŞ Genel Merkezi, Adem Özsoy'un Avcılar Cerrahpaşa Yurt Müdürlüğüne görevlendirilmesinde personel ihtiyacının gerekçe gösterildiğini, ancak sürgün edilmek istendiği ileri sürülen personelin yerine iki personel verildiğini belirterek uygulamadaki çelişkiye dikkat çekti.
Sendika açıklamasında, Esenyurt Mahiriz Erkek Öğrenci Yurt Müdürlüğünün kapanması sonrasında çalışanların ikametgâhlarına yakın olan Avcılar Cerrahpaşa Yurt Müdürlüğünde görevlendirilmek istemelerine rağmen, kendilerine “Avcılar Cerrahpaşa Yurt Müdürlüğüne ihtiyaç yok, sizi Başakşehir Yurduna gönderdik” şeklinde cevap verildiği ileri sürüldü.
TEK-İŞ, aynı süreçlerde personel ihtiyacının farklı şekilde değerlendirilmesinin açıklanması gerektiğini belirtti.
Genelbaşkan Yardımcısı Adem Özsoy her gün düzenli olarak İstanbul Gençlik ve Spor il müdürlüğüne gelerek personel kimlik kartının bastığı hâlde geriye dönük devamsızlık gerekçesi ile usulsüz SGK çıkış işlemi düzenlendi. Kamera kayıtları kasıtlı silinebilir, deliller karartılabilir.
MÜDÜR, VALİ YARDIMCISININ TALEBİNİ YERİNE GETİRMEDİ
Tek-İş Sendikası, kanuna ve hukuka aykırı cezai mahiyetteki görevlendirmeye OLUR veren Vali yardımcısı ile görüştü
Görüşmede 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’na aykırı uygulama hakkında Vali Yardımcısı Ü.K. ile görüşme gerçekleştirdi.
Gerçekleştirilen görüşmenin ardından Vali Yardımcısı Ü.K.’nin, vekâleten Personel şube Müdürlüğü görevini yürüten E. isimli müdür ile görüştüğü belirtildi.
“Vali Yardımcısı beni aradı ancak talebini yerine getirmedim”
Sendikanın aktardığı bilgilere göre E. isimli müdür, daha sonra Personel şube Müdürlüğü odasında sendika temsilcileriyle yaptığı görüşmede, Vali Yardımcısı’nın kendisini aradığını ancak kendisinden iletilen talebi yerine getirmediğini açık şekilde ifade etti.
Bu gelişmenin ardından Tek-İş Sendikası, Vali Yardımcısı Ü.K.’yi yeniden telefonla arayarak, ilgili müdürün Vali Yardımcısı tarafından iletilen talebin yerine getirilmediğini bizzat ifade ettiğini aktardı.
Vali yardımcısı “Beni dinlemiyorlarsa dava açın”
Sendikanın açıklamasına göre görüşme sırasında Vali Yardımcısı Ü.K.’nin, kendisine iletilen bu durum üzerine “Beni dinlemiyorlarsa dava açın” ifadelerini kullandığı belirtildi.
Tek-İş Sendikası, yaşanan gelişmenin kamu yönetiminde verilen talimatların uygulanıp uygulanmadığı ve sendikal hakların korunması bakımından ciddi soru işaretleri oluşturduğunu savundu.
“6356 sayılı Kanun’un emredici hükümleri uygulanmalı”
Sendika, özellikle 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’nun 24. maddesinde düzenlenen işyeri sendika temsilcileri ve amatör sendika yöneticilerinin güvencesine ilişkin hükümlerin dikkate alınması gerektiğini belirterek, emredici kanun hükümlerinin idari uygulamalarla bertaraf edilemeyeceğini ifade etti.
Tek-İş Sendikası açıklamasında, sendikal faaliyet nedeniyle çalışanlar üzerinde baskı oluşturulduğu veya sendikal hakların kullanılmasını engelleyici işlem tesis edildiği yönündeki iddiaların tüm yönleriyle incelenmesi gerektiğini savundu.
“KAMU ZARARI VE TARAFSIZLIK İDDİALARI ARAŞTIRILMALI”
Sendika, her iki süreçte de aynı Personel Şube Müdürünün görev aldığını belirterek, kamu görevlisinin tarafsızlık ilkesi açısından incelenmesi gerektiğini savundu.
TEK-İŞ hukuka aykırı olduğu ileri sürülen işlemlerin kamu zararına yol açıp açmadığının da araştırılması gerektiğini belirterek, sorumlular hakkında görevin kötüye kullanılması ve kamu zararına sebebiyet verilmesi hususunda gerekli idari ve adli incelemelerin yapılmasını talep etti.
Açıklamada Anayasa Mahkemesinin kamu zararının oluşması ve kamu görevlilerinin sorumluluğuna ilişkin kararına da atıfta bulunuldu.Kanuna ve hukuka aykırı işlemlerin kamu zararına sebebiyet vermesi ve mağduriyetlerin giderilmesi taleplerine verilen cevapların, kamuda keyfî işlemleri bir kez daha gözler önüne serdiği ifade edildi. Açıklamada, “Kamu zararını siz değil Devlet düşünsün” ifadesine yer verildi..
Halbuki Anayasa Mahkemesinin, kamu kurum ve kuruluşlarında istihdam edilen işçilere 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu'nun 21. maddesi uyarınca yapılan ödemelerin rücu edilmemesine ilişkin ibarenin iptaline dair kararına dikkat çekildi.
Anayasa Mahkemesinin 2018/96 E., 2023/222 K. sayılı ve 17/4/2024 tarihli kararında, kamu görevlisinin sorumsuzluk zırhıyla büründürülmesinin keyfî işlemler tesis etme hususunda onu daha cüretkâr davranmaya yöneltebileceği, kendi kusuruyla kamuyu zarara uğratan kamu görevlisine rücu edilmesinin keyfî ve hukuka aykırı işlemler tesis edilmesi bakımından caydırıcı etkiye sahip olduğu belirtildi.
“300 ÜYEMİZ İSTİFA ETTİRİLDİ”
TEK-İŞ Sendikası Genel Merkezi, yaklaşık 300 üyenin işten çıkarılma tehdidiyle sendikadan istifa ettirildiğini ileri sürdü.
Sendikal faaliyetlere ve yöneticilere yönelik işlemler konusunda İstanbul Vali Yardımcısı Ü.K.'ye belgeler ibraz edildiği belirtilen açıklamada, sendikal ayrımcılık ve menfaat ilişkilerine yönelik iddiaların da araştırılması gerektiği ifade edildi.
TCK 118 KAPSAMINDA SORUŞTURMA ÇAĞRISI
TEK-İŞ, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 118. maddesi kapsamında sendikal hakların kullanılmasının engellenmesine ilişkin iddiaların resen araştırılmasını istedi.
“ÇALIŞMA BAKANLIĞI TEFTİŞLERİ HIZLANDIRMALI”
TEK-İŞ Sendikası Genel Merkezi, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının sendikal faaliyetlerin engellenmesi ve sendikal hakların kullanılmasının önüne geçildiği yönündeki iddialarla ilgili idari denetim ve teftişlerini hızlandırmasını istedi.
Sendika ayrıca, kamu zararına neden olduğu ileri sürülen keyfî işlem ve eylemler hakkında resen inceleme yapılması çağrısında bulundu.
SENDİKA HAKKININ KORUNMASI DEVLETİN POZİTİF YÜKÜMLÜLÜĞÜDÜR
SENDİKA HAKKININ ETKİN KORUNMASINDAN SÖZ EDEBİLMEK İÇİN ÜÇÜNCÜ KİŞİLERİN ÖZELLİKLE İŞVERENİN BU HAKKA MÜDAHALE ETMELERİNİ CAYDIRACAK ÖLÇÜDE ÖNLEM ALINMIŞ OLMASI GEREKMEKTEDİR.
Anayasa'nın 51. maddesinde temel bir hak olarak güvence altına alınmış olan sendika hakkının gerçekten ve etkili bir şekilde korunabilmesi yalnızca devletin müdahaleden kaçınmasına bağlı değildir.
Sendika hakkı, bu hakka yönelik kamu gücü tarafından gerçekleştirilen müdahalelerin yanı sıra üyesi oldukları sendikalarca veya kimi durumlarda özel hukuk kişilerince yapılan müdahalelere karşı da anayasal koruma sağlamaktadır
Devletin sendika hakkının korunmasına ilişkin pozitif yükümlülükleri kaynağını Anayasa'nın 5. ve 51. maddelerinden almaktadır.
Bu yükümlülük devlete, üçüncü kişilerin ve özellikle işverenin, çalışanların sendikaya üye olma ve sendikal faaliyette bulunma haklarını kullanmayı engelleyici davranışlarından kaçınmasına yönelik ve sırf bu haklarından yararlandıkları gerekçesiyle yaptırıma tabi tutulmalarını, ayrımcılığa maruz kalmalarını önleyici tedbirler alma ödevi yüklemektedir.
Bu çerçevede alınacak tedbirlerin üçüncü kişilerin ve özellikle işverenin çalışanların sendika hakkına müdahalede bulunmaları bakımından caydırıcı nitelik taşıması gerekir. Öte yandan üçüncü kişiler tarafından sendika hakkına müdahale edilmesi durumunda müdahaleye karşı itirazların öne sürülebileceği ve müdahalenin sonuçlarının giderilmesi açısından gerçek ve etkili koruma temin edecek hukuksal mekanizmaların oluşturulması, savunma ve iddialarını yetkili makamlar önünde ortaya koyabilme olanağının tanınması, gerekiyorsa tazminat ve benzeri giderimler için dava açma imkânının getirilmesi devletin pozitif yükümlülüklerindendir
TEK-İŞ Sendikası Genel Merkezi, sendikal örgütlenme özgürlüğünün, çalışanların sendikalarını özgürce seçebilme hakkının devletin pozitif yükümlülüklerinden olduğunu belirterek, Sendikamıza yönelik eylemlere ilişkin kamuoyuna saygıyla duyurulur” ifadeleriyle tamamladı.